Sektörel Analiz
BORÇ SÖZLEŞMELERİNİN TEORİSİ VE TASFİYE HAKKI
- Borç Sözleşmelerinin Teorisi ve Tasfiye Hakkı
Borç sözleşmelerinin üç özelliği bulunmaktadır: borçlu borç verene şarta bağlı olmayan önceden belirli tarihlerde ödemeler yapmayı taahhüt eder, borçlunun acziyet halinde borç veren borçlunun ipotekli varlıklarını haciz hakkı elde eder ve iflas durumunda borç verenin borçlunun varlıkları üzerinde öncelikli hakkı bulunmaktadır.
Finansal sözleşmelerde mevcut olan haciz özelliği sözleşmelerin tamamlanamamasından kaynaklanmaktadır. Sözleşmenin süresi içinde meydana gelen ekonomik değişimler sözleşmenin taraflar açısından değerini değiştirebilir. Sözleşmenin imzalandığı zaman belirsiz olan bu durumların sözleşmeye konulması imkansızdır bu sebeple sözleşmeler tamamlanamamaktadır. Bunun yerine sözleşmenin kontrol hakkının yani sözleşme hakkında karar verme hakkının hangi durumlarda hangi tarafta olacağı sözleşmede yer almaktadır(Aghion and Bolton, 1992). Örneğin,sabit faizli borç sözleşmelerinde faizlerin düşmesi borç verene değer kazandırırken faizlerin yükselmesi borçluya değer kazandırmaktadır. Söz konusu borç sözleşmesi gelecekteki bütün olası faiz değişimlerini sözleşmeye yansıtamayacağı için sözleşme hakkındaki karar durumunu borçluya devretmektedir. Aynı şekilde, borç sözleşmelerinde borç verenin haciz hakkı borçlunun acziyet halinde sözleşme hakkındaki karar hakkının borç verende olduğunu göstermektedir(Hart and Moore, 1998).
Borçlunun bu kontrolü, bir yönüyle etkindir: borçlunun borcu geri ödememesini gerektirecek likidite sıkıntısında olmasa bile mevcut nakit akışlarını kendisi değerlendirecek şekilde bir stratejik acziyet davranışı göstermesini önlemektedir(Bolton and Scharfstein, 1996).
Diğer taraftan, borçlu gerçekten finansal sıkıntıya düştüğünde borç veren tarafından kullanılan haciz hakkı –finansal yeniden yapılandırmanın yapılmadığı durumlarda- finansal sıkıntının çözümünde etkinsizlik getirmektedir; çünkü tasfiye edilen varlıkların değeri borçlunun süreklilik değerine yaptığı katkıya göre daha düşüktür. Ancak, borçlunun borçlarının yeniden yapılandırılması durumunda gelecekte ödeme kredibilitesi düşük olduğundan borç veren haciz sürecine gidecektir(Hart and Moore, 1998).
Borç verenlerin birden fazla olması ve borcun eşit dağılması durumunda tasfiye değerini düşüren diğer bir problemde “ortak havuz” problemidir. Ortak havuz problemi borç verenlerin zararını bir an önce karşılamak için şirketin varlıklarını haczetmek istemesinden kaynaklanır. Borçlunun varlıkları bütün olarak daha değerli iken kritik bir varlığın tek başına haczedilmesi şirketin ekonomik değerini düşürür ve şirketin ticari hayata devam etmesini zorlaştırır. Bu durum kalan borçluların daha da hızlı hacze gitmesine ve şirketin tamamen kapanmasına yol açar.
Bu durum daha önce de belirttiğimiz üzere finansal sıkıntısı olan ancak ekonomik sıkıntısı olmayan şirketlerin ekonomiye sağlayacağı faydaların heba edilmesi anlamına gelmektedir. Bu açıdan tasfiye istenmeyen bir durumdur