Sektörel Analiz
FİNANSAL VE EKONOMİK SIKINTI VE BUNLARIN YASAL KARŞILIKLARI
- Finansal ve Ekonomik Sıkıntı ve Bunların Yasal Karşılıkları
İflas erteleme ve konkordato hükümlerinin getirdiği yararın anlaşılmasındaki temel husus finansal sıkıntı ve ekonomik sıkıntı arasında ayrımın iyi yapılmasıdır. Bir şirketin finansal sıkıntıda olması ekonomik sıkıntıda olduğunu göstermez. Finansal sıkıntıdaki bir şirket ekonomik sıkıntıda değilse ve hala değer üretiyorsa ticari hayattan çekilmesi ekonominin zararınadır. İflas erteleme – konkordato kurumu, bu durumdaki şirketlerin yaşamasını sağlayarak ekonomi için büyük fayda sağlamaktadır.
Finansal sıkıntı, şirketin katı finansal sözleşmelerinin[1] doğurduğu yükümlülükler ile şirket likiditesi arasındaki uyumsuzluktur. Ekonomik sıkıntı ise, -mikroekonomi teorisine dayanan tanımıyla- şirketin mevcut kaynaklarını en etkin şekilde kullanarak piyasaya uygun değerde mal veya hizmet sunamaması ve ekonomik değer üretememesidir.
Muhasebesel anlamda değerlendirildiğinde, ekonomik sıkıntıdaki şirketin süreklilik değeri[2] tasfiye değerinin[3] altındadır, yani şirket toplum için değer üretemiyordur. Ekonomik sıkıntıdaki şirket ticari hayattan çekilmeli bu şirketlere aktarılan kaynaklar ekonomideki diğer başka faaliyetlere aktarılmalıdır. Ekonomik sıkıntıdaki şirketleri ticari hayat dışına alınmasını sağlayan yasal mekanizma iflas kurumudur. İflas erteleme ise finansal sıkıntıda olan ancak toplum için hala değer sağlayabilecek şirketlerin ticari hayatta kalmasını sağlamaktadır.
Yukarıdaki kavramsal çerçeve paralelinde Türk Ticaret Kanununun ve İcra İflas Kanununun ilgili yerlerinde finansal sıkıntının ve ekonomik sıkıntının nasıl ele alındığı önem arz etmektedir. İlgili kanunlarda, finansal sıkıntı acziyet hali ve borca batıklık tanımları üzerinden ele alınmaktadır . Ekonomik sıkıntı kavramı ise borca batıklık ile birlikte şirketin iyileşmesinin mümkün olmadığını ifade etmektedir.
İcra iflas kanununda mahkeme yoluyla çözülmesine imkan sağlanan finansal sıkıntı hali borca batıklıktır. Acziyet hali şirketin borçlarından doğan mevcut yükümlülüğünü yerine getirememesi iken borca batıklık, acziyet halinin kronik bir sorun haline gelmesi ve toplam yükümlülüklerin toplam varlıkların rayiç değerinden yüksek olması ve şirketin değerinin negatife düşmesi anlamına gelmektedir. Bu çerçevede, acziyet hali muhasebesel anlamda bir akım değişken borca batıklık ise bir stok değişkendir(Wruck, 1990). Borçlu geçici değil sürekli bir acziyet hali yaşıyorsa yavaş yavaş borca batıklık alanına girmeye başlamıştır.
Yasalarda ekonomik sıkıntıyı ifade eden husus ise şirketin borca batık olması ve iyileştirmenin mümkün olmamasıdır. Borca batık ve iyileştirme mümkün olmayan bir şirketi kurtarmak için atılan her adım şirketin yaşaması için toplumun zararına kaynakların atıl kullanılmasıdır(Altman ve Hotchkiss, 2010).
Finansal sıkıntıda olan ancak ekonomik sıkıntıda olmayan şirketler için çözüm maliyetleri finans teorisi çerçevesinde ele alınmaktadır. Teoride, mahkeme dışı çözüm bazı durumlarda etkin değildir ve mahkeme yoluyla çözümün gerekmektedir.
[1] Katı finansal sözleşmeler, şirketin belirli bir zaman dilimi içerisinde ödeme yükümlülüğü doğuran borç karakterli(banka kredileri, ihraç edilen tahviller, ticari borçlar veya personele borçlar gibi) pasifleridir. Ortaklık sözleşmeleri ise belli bir zamana bağlı bir yükümlülük oluşturmayan yumuşak finansal sözleşmelerdir. Şirket ortaklar şirketten belli bir nakit akışı beklese de bu nakit akışları şirketin takdir yetkisindedir.
[2] Şirketin süreklilik değeri, mevcut iş modelini, yönetim kalitesini, içinde bulunduğu sektörün büyüme potansiyelini, satıcılar ve alıcılar ile ilişkilerini ve marka değerini dikkate alır. Ekonomik sıkıntı, şirketin içinde bulunduğu sektörün düşüşte olmasından, sunduğu ürünün yeni teknolojiyle eskimesinden olabileceği gibi şirkete bağlı yönetim probleminden de olabilir.
[3] Şirketin tasfiye değeri şirketin aktiflerinin çoğunlukla ikinci piyasada satılmasından elde edilen nakit akışlarının toplam borçlarının ödenmesinden sonra kalan kısmını ifade etmektedir. Tasfiye değeri şirket aktiflerinin mümkün olduğu seviyede ayrıştırılarak tek tek satımından elde edilen toplam değer olduğundan aktiflerin bir arada olduğunda getirdiği sinerji değerini yansıtmaz ve çoğunlukla normal piyasa değerinin altında olan zorla elden çıkarma değerini gösterir.