Makale & Yazı
İFLASTA YARGILAMA USULU
İFLAS TALEBİNİN GERİ ALINMASI VE YENİLENMESİ (m. 157)
Bir yıllık hak düşürücü süre içinde iflas davasını açmış olan alacaklı, iflas talebini geri alabilir. Geri alma kayıtsız olmalıdır. Geri almadan itibaren 1 ay geçmeden bu talebini yenileyemez. İflas talebi geri alındıktan sonra yapılacak yenileme, İİK’nın 156/son maddesinde öngörülen 1 yıllık süre içinde olmalıdır.
Davacı (alacaklı), ticaret mahkemesi iflas kararı verinceye kadar davalı borçlunun muvafakatı ile iflas davasını geri alabilir. İflasa karar verildikten sonra davalının muvafakatı olsa bile iflas davasını geri alamaz.
Davacı, iflas kararı verilinceye kadar iflas davasından feragat (HMK m. 307) edebilir. İflas kararı verildikten sonra iflas davasından feragat edemez.
“Davacının iflas talebinden vazgeçmesi ve bakiye alacak kalması halinde davanın tahsil davasına dönüşmesi mümkün bulunmadığından, davacının bir alacak hakkı varsa bunun saklı tutulmasına karar verilerek hüküm kurulmalıdır. 11. HD, 25.06.1990, 3676/5052.”
İFLAS DAVASINDA YARGILAMA USULÜ (m. 158)
İflas davası, duruşmalı olarak ve basit yargılama usulüne (İİK m. 158/1, HMK m. 316-322) göre incelenir. İflas davasında davacı; iflas takibini yapmış olan alacaklıdır. Davalı, iflas takibinin borçlusudur. Borçlu, iflas ödeme emrine avukat aracılığı ile itiraz etmiş ise iflas dava dilekçesi borçlunun vekiline tebliğ edilmelidir. İflas davası mutlaka duruşmalı yapılması gerekir.
“İflas davalarında iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri süren alacaklıların davaya müdahil olmak suretiyle iflas kararına itiraz edebilecekleri, bu durumda kanun uyarınca itiraz eden bankanın feri müdahil olarak değil de alacaklı olarak davaya kabul edilmesi gerekir. 6. HD, 28.10.2025, T. 2887/3639.”
“İflas davasında, itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilemez. 19. HD, 27.01.2006, T. 2005/11646-593.”
“Alacağın varlığı ispatlanmamışsa iflas talebinin reddi gerekir. 19. HD, 28.03.2002, T. 8522-2289.”
“Davalı, borcun tasfiye sonunda ödeyeceğini bildirdiğine göre, şirketin tasfiyeye girmesi iflasa hükmedilmesine engel değildir. 19. HD, 09.12.1999, T. 7496/7556.”
“İflas davasının derdest olduğu sırada borçlunun ölmesi halinde, iflas davasının terekeye karşı sürdürülmesi gerekir. 11. HD, 30.06.1989, 4053/3990.”
MUHAFAZA TEDBİRLERİ (m. 159)
Alacaklının Asliye Ticaret Mahkemesine başvurmasından sonra ticaret mahkemesi, ilk önce alacaklıların menfaatini korumak için iflas muhafaza tedbirleri almasına gerek olup olmadığına, gerekli ise muhafaza tedbirleri alınmasına karar verir.
Alınabilecek bazı tedbirler şunlardır:
- Borçlunun mallarını tespit etmek.
- Borçlunun taşınmazlarını temlik etmesini önlemek için tapu siciline şerh verdirmek.
- Borçlunun bazı mallarını bir yediemine teslim etmek.
- İflası istenenin, alacaklı olduğu kişilerin, iflası istenene ödeme yapmalarını yasaklamak ve bu kararı tebliğ etmek.
- Borçlunun mağaza, dükkân ve depolarını mühürlemek veya bu yerlerdeki ticari faaliyetlerini iflas davasının sonucuna kadar iflas dairesinin denetimine tabi tutmak.
- Borçluya posta veya diğer vasıtalarla gönderilen mektup, paket, havale vb. gibi şeylerin iflas dairesine teslim edilmesi için posta ve gümrük idarelerine, bankalara ve noterlere yazı yazmak.
“İflas açıldığı tarihte paraya çevrilmiş malların bedeli iflas masasına girmez. 19. HD, 30.01.2003, T. 2002/6275-844.”
İFLAS TALEBİNİN İLANI
Ticaret Mahkemesi dava dilekçesini aldıktan sonra hemen borçlunun iflas ödeme emrine süresi içinde ve icra dairesinde itiraz etmiş olup olmadığını araştırır ve “iflas ödeme emrine itiraz etmemiş olduğunu” tespit ederse iflas talebinin ilanına karar verir (İİK m. 158, 166/2).
Bu şekilde borçlu hakkında alacaklı tarafından iflas davası açılmış olduğu borçlunun diğer alacaklılarına duyurulur.
Borçlu, iflas yolu ile takipte borcunun olmadığını belirterek itiraz etmiş olmasına rağmen, açılan iflas davasında borcu kabul etmesi halinde; itirazı geri kalmış kabul edilerek iflas talebinin İİK m. 166 uyarınca ilan edilmesi gerekmez.