ARC FİNANSAL DANIŞMANLIK LTD. ŞTİ.

Makale & Yazı

KONKORDATO GEÇİCİ MÜHLET DURUŞMASINDA GEÇİCİ KOMİSER HEYETİ RAPORUNUN OLUMLU VE OLUMSUZ ETKİSİ

KONKORDATO GEÇİCİ MÜHLET DURUŞMASINDA GEÇİCİ KOMİSER HEYETİ RAPORUNUN OLUMLU VE OLUMSUZ ETKİSİ

KONKORDATO GEÇİCİ MÜHLET DURUŞMASINDA GEÇİCİ KOMİSER HEYETİ RAPORUNUN OLUMLU VE OLUMSUZ ETKİSİ

1. Geçici Komiser Raporunun Değerlendirilmesi

Konkordato kapsamında geçici mühlet kararı alan davacı borçluya, üç aylık geçici mühletin ardından, somut koşullara göre iki aylık ek süre verilebilmektedir. Bu süre sonunda, davacının dava tarihi itibarıyla mevcut olan mali tabloları ile geçici mühlet sürecinde mali durumunda meydana gelen değişiklikler birlikte değerlendirilmektedir.

Bu değerlendirmede; ön projede açıklanan borçlar, borçların ödenmesinde kullanılacak kaynaklar, bu kaynakların ne ölçüde uygulanabilir olduğu, hazırlanan gelir tabloları ve nakit akım projeksiyonları, oluşması beklenen birikimli nakit tutarı ve geçici mühletin sonu itibarıyla hazırlanan mali tablolar dikkate alınır.

Mahkeme, bütün bu verileri birlikte değerlendirerek geçici mühletin kaldırılmasına veya kesin mühlet verilmesine karar vermektedir.

2. Geçici Komiser Heyetinin Raporu ve Karar Sürecine Etkisi

Bu süreçte geçici komiser heyetinin hazırladığı rapor önemli bir işleve sahiptir. Bazı komiserler, raporlarında konkordato talebinin reddedilmesi gerektiği yönünde görüş bildirirken bazıları ise kesin mühlet verilmesinin uygun olacağı yönünde değerlendirmelerde bulunmaktadır, doğruluğu tartışılır.

Ancak komiser heyetinin raporu ve tavsiyesi, mahkemenin kararının yerini almamalıdır. Mahkemenin, davacı borçlunun gerçek mali durumunu ve konkordato projesinin uygulanabilirliğini bağımsız olarak değerlendirmesi gerekmektedir, fakat büyük sehirler hariç mahkemelere komiserler etki etmektedir.

3. Borçlunun Gerçek Mali Durumunun Önemi

Konkordato mahkemeleri, komiser heyetinin tavsiyelerini tek başına belirleyici kabul etmemeli; davacı borçlunun borçlarını ödeme kapasitesini somut veriler üzerinden incelemesi gerekir, hatta yeterli görmezse bağımsız bilirkişi raporu alması gerekebilir.

Bu kapsamda şirketin faaliyetlerinden elde edeceği kâr, varlıkların borçlara mahsuben devri veya takası, sermaye artırımı, yeni ortak alınması ve ön projede belirtilen ya da süreç içerisinde ortaya çıkan diğer dış kaynaklı gelir imkânları borç ödeme kaynağıdır.

Konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimali, yalnızca mevcut mali tablolara veya komiser raporundaki değerlendirmelere göre değil, şirketin gelecekteki gelir yaratma kapasitesi ve borçlarını ödeme imkânları da dikkate alınarak açıklanır.

4. Komiser Raporlarının Yargı Kararlarına Etkisi

Anadolu'daki bazı ticaret mahkemelerinin, konkordato davalarında komiser heyetinin hazırladığı raporlara ağırlık verdiğini ve kararlarını büyük ölçüde bu raporlardaki değerlendirmelere dayandırdığını bir önceki yazımda eleştirmiştim.

Davacı şirketin gerçek mali durumundan uzak, eksik veya hatalı değerlendirmelere dayanan raporlar, yargılama sürecinde yanlış kararların verilmesine neden olmaktadır. Bunun sonucunda şirketler iflas riskiyle karşı karşıya kalıyor, haklarında icra takipleri ve haciz işlemleri uygulanıyor 50 yıllık firmalara iflas ediyor.

Bu nedenle komiser raporlarının, şirketin gerçek mali durumunu yansıtan verilerle hazırlanması ve konkordato projesinin uygulanabilirliğinin objektif ölçütlerle değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

5. Komiserlerin Sorumluluğu ve Mevzuatın İşlerliği

Konkordato komiserliği mevzuatının etkin biçimde uygulanması, yargılama sürecinin sağlıklı yürütülmesi ve borçlu ile alacaklıların haklarının korunması açısından zorunludur.

Hatalı, eksik veya taraflı raporlar nedeniyle ortaya çıkabilecek zararlar karşısında, raporu hazırlayan komiserlerin hukuki sorumluluğunun hangi koşullarda doğacağının açık biçimde değerlendirilmesi gerekir. Gerekli şartların oluşması hâlinde, maddi zararların tazmini ve fiilin niteliğine göre cezai sorumluluğun gündeme gelmesi kanunla düzenlenmelidir. Aksi hâlde, kendilerine verilen yetki ve görevlerin gereği gibi yerine getirilmemesi, çok sayıda davacı şirketin ciddi mağduriyetler yaşamasına neden olmaktadır. Yargılama sonucunda ceza alan komiserle görevden uzaklaştırılmalı ve süresiz yetkileri iptal edilmelidir.

Sonuç olarak, konkordato sürecinde geçici komiser raporları önemli bir değerlendirme aracı olmakla birlikte, mahkemenin kararını belirleyen tek unsur hâline gelmemelidir. Esas olan, davacı şirketin gerçek mali durumunun, konkordato projesinin uygulanabilirliğinin ve borçlarını ödeme kapasitesinin somut veriler ışığında, bağımsız ve objektif biçimde değerlendirilmesi gerekir. Bu nitelikte raporlar şirketlerin projelerinin tasdik olmasına borçların ödenmesine ve konkordatodan başarı ile çıkmalarında büyük önem taşımaktadır.

Sürecinizi birlikte değerlendirelim

Mali tablolarınızı ve mevcut borç yapınızı inceleyerek, şirketiniz için hangi yolun gerçekçi olduğunu açık biçimde ortaya koyalım.

Bize Ulaşın