Makale & Yazı
KONKORDATO GEÇİCİ MÜHLET KARARI NASIL ALINIR
KONKORDATO GEÇİCİ MÜHLET KARARI NASIL ALINIR?
1. Konkordato Başvurusunun Hazırlanması
Borçlu, borçlarını vadesinde ödeyemiyorsa veya vadesinde ödeyememe tehlikesiyle karşı karşıyaysa konkordato talebinde bulunabilir.
2. Gerekli Belgelerin Mahkemeye Sunulması
Konkordato başvurusu kapsamında özellikle konkordato ön projesi, mali durumu gösteren belgeler, alacaklı listeleri ve kanunda öngörülen diğer belgeler hazırlanarak mahkemeye sunulur.
3. Mahkemenin Başvuruyu İncelemesi
Belgelerin eksiksiz olarak sunulması ve kanuni şartların oluşması hâlinde mahkeme, geçici mühlet kararı verebilir.
4. Geçici Mühletin Süresi
Geçici mühlet süresi üç aydır. Mahkeme, bu süreyi en fazla iki ay daha uzatabilir. Böylece geçici mühletin toplam süresi beş aya kadar çıkabilir.
5. Konkordato Komiserinin Görevlendirilmesi
Mahkeme, borçlunun faaliyetlerini ve mali durumunu incelemek, konkordato sürecini denetlemek ve kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek üzere bir veya gerektiğinde birden fazla konkordato komiseri görevlendirir.
6. İcra Takipleri Bakımından Koruma Sağlanması
Geçici mühlet kararıyla birlikte, kanunda öngörülen icra takiplerinin durması ve yeni takip yapılmasına ilişkin sınırlamalar gibi önemli hukuki korumalar devreye girer.
7. Geçici Mühlet Sonunda Kesin Mühletin Değerlendirilmesi
Geçici mühlet süresince komiser tarafından yapılan incelemeler, hazırlanan raporlar ve dosyanın genel durumu dikkate alınarak mahkemece değerlendirme yapılır. Bu değerlendirme sonucunda kesin mühlet verilmesine, konkordato talebinin reddine veya kanunda öngörülen diğer sonuçlara karar verilebilir.
8. Konkordatonun Başarı İmkânının Değerlendirilmesi
Konkordatonun başarıya ulaşma ihtimali bulunduğu takdirde, kanuni şartların da gerçekleşmesiyle borçluya kesin mühlet verilebilir.
9. Konkordato Komiserliğinin Uygulamadaki Sorunları
Konkordato komiserleri, kesin mühlet döneminde de kanuni görev ve yetkileri çerçevesinde görevlerine devam ederler. Ancak uygulamada konkordato komiserliği kurumunun gerektiği şekilde yürütülmediği yönünde ciddi eleştiriler bulunmaktadır.
Konkordato hukukunun öğrenilmesi ve uygulanması bakımından kısa süreli eğitimlerin yeterliliği tartışmalıdır. Asliye ticaret mahkemelerince komiser olarak görevlendirilen mali müşavir ve avukatların, yalnızca mesleki unvanlarının yanına komiserlik sıfatı eklenmesiyle bu görevin gerektirdiği bilgi, deneyim ve yetkinliğe bütünüyle sahip oldukları varsayılmamalıdır.
Komiserin görevi, borçlunun işletmesini denetlemek, faaliyetlerini gözetmek, mali durumunu değerlendirmek ve konkordato projesinin uygulanabilirliğini incelemektir. Komiserin denetleyici ve gözetici rolünü aşarak işletme yöneticisi gibi hareket etmesi, borçlu ve alacaklılarla yetki sınırlarını aşan müzakerelere girişmesi veya şirket yönetiminin kararlarına ölçüsüz biçimde müdahale etmesi, işletmenin faaliyetlerini olumsuz etkileyebilir.
Bu tür müdahaleler, şirketlerin gereksiz tazminat yükleriyle karşı karşıya kalmasına ve faaliyetlerinin zarar görmesine neden olabilir. Özellikle borca batık olmadığı hâlde borçlarını güçlükle ödeyen, ancak ticari faaliyetlerini sürdürme imkânı bulunan işletmelerin, objektif değerlendirmeler yerine kişisel kanaat ve tutumlarla telafisi güç zararlara uğratılması ciddi bir sorundur.
Uygulamada, özellikle bazı Anadolu mahkemelerinde görev yapan ve konkordato alanında yeterli deneyime sahip olmayan hâkimlerin, komiser raporlarına gereğinden fazla ağırlık verdiği yönünde eleştiriler de bulunmaktadır. Komiserin görüşlerinin yeterince sorgulanmadan benimsenmesi, uzun yıllardır faaliyet gösteren işletmelerin dahi iflasa sürüklenmesi riskini doğurabilir.
Bu nedenle konkordato komiserlerinin raporları; somut mali veriler, işletmenin faaliyet kapasitesi, nakit akışı, borç ödeme kabiliyeti ve konkordato projesinin uygulanabilirliği esas alınarak hazırlanmalıdır. Kişisel kanaatlerin ve taraflarla yaşanan uyuşmazlıkların objektif değerlendirmelerin önüne geçmesine izin verilmemelidir.
GÖRÜŞÜMÜZ VE ÖNERİLERİMİZ
Konkordato komiserliği hizmeti verecek kişilerin mesleki yeterliliklerinin yanı sıra psikolojik değerlendirmelerden de geçirilmesi, görevlerini yerine getirirken objektifliklerini ve karar verme yetkinliklerini koruyabilmeleri bakımından değerlendirilmesi gereken bir öneridir.
Komiserlerin teorik bilgiyle yetinmeyerek hayatın olağan akışına, ticari gerçeklere ve işletmelerin devamlılık değerine uygun rapor ve görüşler hazırlamaları büyük önem taşımaktadır. İşletmenin yalnızca mevcut borçları değil, faaliyetlerini sürdürme kapasitesi, istihdamı, üretim gücü ve gelecekte gelir yaratma potansiyeli de dikkate alınmalıdır.
Unutulmamalıdır ki konkordato, yalnızca borçların ertelenmesine veya alacaklıların tahsilat imkânlarına ilişkin bir süreç değildir. Aynı zamanda ekonomik değerin, üretim kapasitesinin ve istihdamın korunmasını amaçlayan hukuki bir yeniden yapılandırma mekanizmasıdır.
Konkordato sürecinin sona ermesinden sonra bazı komiserlerin kendi mesleki faaliyetlerine, örneğin muhasebe bürolarını işletmeye, devam edecekleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu durum, görev süresince tarafsızlık ve mesleki etik ilkelerine bağlılığın önemini daha da artırmaktadır.
Sonuç olarak, konkordato komiserliği statüsü kişisel kanaatlerin veya yetki sınırlarını aşan müdahalelerin aracı hâline getirilmemelidir. Komiserlik görevi; hukuka bağlılık, tarafsızlık, mesleki yeterlilik ve işletmenin devamlılık değerini koruma sorumluluğu çerçevesinde yürütülmelidir.