Sektörel Analiz
KONKORDATO GEÇİCİ MÜHLETTEN KESİN MÜHLETE GEÇİŞTE HUKUKİ DURUM
KONKORDATO GEÇİCİ MÜHLETTEN KESİN MÜHLETE GEÇİŞTE HUKUKİ DURUM
1. Geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur
İİK m. 288 uyarınca geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur.
Dolayısıyla geçici mühlet döneminde başlayan takip yasağı ve diğer koruyucu hükümler, kesin mühlet kararı verilmesiyle birlikte devam eder.
Bu nedenle geçici mühlet ile kesin mühlet arasındaki temel fark, yalnızca alacaklıların takiplerinin durması değildir. Asıl fark, mahkemenin bu aşamada konkordatonun başarıya ulaşabileceğine ilişkin daha ileri bir değerlendirme yapmasıdır.
Borçluya verilen geçici mühlet süresi içerisinde işletme faaliyetlerinin kesintisiz şekilde devam etmesi, gerekli hâller dışında işçi çıkarmalarının önlenmesi, ciddi ölçüde ciro kaybı yaşanmaması, komiser heyetinin görev ve talimatlarına uyulması, kontrolsüz ve aşırı borçlanmaya gidilmemesi, şirketten gerçeğe aykırı belgeler kullanılarak para çekilmemesi, konkordato öncesi döneme ait borçların hukuka aykırı şekilde ödenmemesi ve gerçeği yansıtmayan muhasebe kayıtları ile mali tablolar oluşturulmaması gerekir.
Konkordato, borçlunun mevcut borçlarını kanunun öngördüğü usul ve esaslar çerçevesinde yeniden yapılandırarak alacaklılara ödeme imkânı sağlamayı amaçlayan bir kurumdur. Bu nedenle konkordato sürecinin temelinde, alacaklılar arasında eşitliğin korunması ve borçlunun malvarlığının korunarak projenin başarıyla uygulanması bulunmaktadır.
2. Kesin mühlet kararı geçici mühlet içinde verilir
İİK m. 289 uyarınca mahkeme, kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vermek zorundadır.
Mahkeme;
- borçluyu,
- varsa konkordato talep eden alacaklıyı
duruşmaya davet eder. Alacaklılar, konkordatonun başarıya ulaşmasına ilişkin görüş ve itirazlarını duruşmada sözlü olarak açıklayabilir ve bunlar duruşma tutanağına geçirilir.
Geçici komiserin de duruşmadan önce mahkemeye, geçici mühlet içerisinde işletmede yaptığı tespitleri içeren raporunu sunması gerekir. Bu raporda, mali tablolar ve işletmenin ekonomik yapısı birlikte değerlendirilerek işletmenin gerçek mali durumu mümkün olduğunca açık ve objektif şekilde ortaya konulmalıdır.
Bu kapsamda özellikle;
- rayiç ve kaydi değer esasına göre bilançolar,
- borca batıklık durumu,
- öz kaynak yapısı,
- kârlılık durumu,
- nakit akışı,
- işletmenin faaliyetlerinin devamlılığı,
- konkordato projesinde öngörülen gelir ve giderler,
- projenin uygulanabilirliği
değerlendirilmelidir.
Komiser tarafından hazırlanacak raporun tarafsız, bağımsız, somut verilere dayalı ve gerçeği yansıtan tespitler içermesi gerekir. Komiser, duyum ve varsayımlardan ziyade, işletmenin muhasebe kayıtları, mali tabloları, banka hareketleri, ticari defterleri ve diğer belgeleri üzerinden değerlendirme yapmalıdır.
Komiserin görevi, borçlunun yönetimini devralmak veya işletmenin günlük ticari kararlarını kendi iradesiyle yönetmek değil; kanunun kendisine verdiği gözetim, denetim, raporlama ve diğer görevleri yerine getirmektir. Bu nedenle komiserin görev ve yetkilerini aşarak işletme yönetimine müdahale etmesi, konkordato kurumunun amacıyla bağdaşmayabilir.
Komiser heyetinin raporlarında, nihai yargısal değerlendirmeyi mahkemeye bırakan, somut verilere dayalı ve objektif tespitlerin bulunması gerekir. Komiser raporunun, mahkemenin yerine geçerek hüküm kuran bir nitelik taşımaması önemlidir.
Mahkeme gerekli görürse komiseri duruşmada dinleyebilir.
Kesin mühlet kararına karşı kanunun öngördüğü şartlar çerçevesinde ilgililer tarafından itiraz ileri sürülebilir. Alacaklılar, konkordatonun başarıya ulaşamayacağına ilişkin somut vakıaları ve delilleri mahkemenin değerlendirmesine sunabilirler.
3. Mahkemenin temel ölçütü: Konkordatonun başarıya ulaşma ihtimali
İİK m. 289 kapsamında mahkemenin temel değerlendirme ölçütlerinden biri:
“Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılmasıdır.”
Bu şartın gerçekleştiği kanaatine varılması hâlinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verilir.
Mahkeme ayrıca, yeni bir görevlendirme yapılmasını gerekli görmüyorsa geçici komiser veya komiserlerin görevine devam etmesine karar verebilir.
Burada önemli olan husus şudur:
Kesin mühlet aşamasında konkordatonun kesin olarak başarıya ulaşacağının ispatı aranmaz.
Bu aşamada mahkemenin değerlendirmesi, mevcut bilgi ve belgeler ışığında konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığı yönündedir. Dolayısıyla kesin mühlet aşamasında yapılan değerlendirme, konkordatonun nihai olarak tasdik edilip edilmeyeceğine ilişkin son değerlendirme değildir.
4. Mahkemenin değerlendirmesi gereken başlıca hususlar
Kesin mühlet duruşması öncesinde komiser tarafından hazırlanacak raporda aşağıdaki hususların mümkün olduğunca açık şekilde ortaya konulması gerekir. Özellikle rayiç değer ve kaydi değer esasına göre hazırlanan mali tablolar, işletmenin gerçek ekonomik durumunun değerlendirilmesi bakımından önem taşır.
a. Borçlunun mevcut mali durumu
- Aktif ve pasif yapısı,
- nakit akışı,
- borçların vade yapısı,
- mevcut malvarlığı,
- ticari faaliyetlerin devam edip etmediği,
- öz kaynak durumu,
- borca batıklık durumu.
b. Konkordato projesinin uygulanabilirliği
- Teklif edilen ödeme oranı,
- ödeme vadeleri,
- finansman kaynakları,
- beklenen satış gelirleri,
- işletme faaliyetlerinden yaratılacak nakit,
- üçüncü kişilerden sağlanması öngörülen finansman,
- mevcut malvarlığının projeye katkısı.
c. Borçlunun faaliyetlerini sürdürebilme kapasitesi
Şirketin ticari faaliyetlerine devam edip edemeyeceği ve bu faaliyetlerden elde edilmesi beklenen gelirin konkordato projesini destekleyip desteklemediği değerlendirilmelidir.
d. Alacaklıların itirazları
İİK m. 289 kapsamında alacaklıların, konkordatonun başarıya ulaşamayacağına yönelik somut vakıalara ve delillere dayanan itirazları da mahkeme tarafından dikkate alınmalıdır.
5. Kesin mühlet verilirse hukuki durum
Mahkeme kesin mühlet verilmesine karar verdiğinde borçlu artık kesin mühlet rejimine girer.
Bu aşamada;
- komiserin gözetim ve denetim görevi devam eder,
- borçlunun faaliyetleri komiserin gözetimi altında sürdürülür,
- takip yasağı ve mühletin diğer hukuki sonuçları devam eder,
- konkordato projesinin uygulanabilirliği daha ayrıntılı şekilde incelenir,
- alacakların bildirilmesi ve incelenmesi süreci ilerler,
- alacaklılar toplantısı ve konkordato projesinin oylanması aşamalarına geçilir.
Dolayısıyla kesin mühlet, konkordatonun tasdik edildiği anlamına gelmez.
Kesin mühlet, borçluya konkordato projesinin uygulanması, alacaklıların sürece katılması ve konkordatonun tasdik aşamasına hazırlanması amacıyla tanınan koruma dönemidir.
6. Kesin mühlet verilmezse
Mahkeme, geçici mühlet döneminde yaptığı inceleme sonucunda konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı kanaatine varırsa kesin mühlet vermez ve konkordato talebi hakkında kanunda öngörülen şekilde karar verir.
Bu nedenle geçici mühlet ile kesin mühlet arasındaki geçiş, konkordato sürecinin en önemli değerlendirme aşamalarından biridir.
Mahkemenin bu aşamadaki incelemesi sonucunda;
- konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu kanaatine varılması hâlinde kesin mühlet verilebilir,
- başarı ihtimalinin bulunmadığının anlaşılması hâlinde ise kesin mühlet verilmemesi ve konkordato talebi hakkında gerekli kararın verilmesi gündeme gelir.
7. Geçici mühletin kesin mühlete dönüşmesiyle komiserin konumu
Geçici komiserin görevi de bu aşamada önem taşımaktadır.
Mahkeme;
- mevcut geçici komiserin görevine devam etmesine,
- gerekli görmesi hâlinde komiserin değiştirilmesine,
- birden fazla komiser görevlendirilmesine
karar verebilir.
Kesin mühlet aşamasında komiserin görevi, yalnızca rapor hazırlamakla sınırlı değildir. Komiser; kanunun kendisine verdiği görevler çerçevesinde borçlunun faaliyetlerine nezaret eder, konkordato projesinin uygulanmasına katkıda bulunur, mahkemenin ve gerektiğinde alacaklılar kurulunun bilgi taleplerini karşılar ve konkordato sürecinin sağlıklı şekilde yürütülmesine yardımcı olur.
Bununla birlikte komiserin gözetim ve denetim yetkisi, borçlunun yönetim organının tüm yetkilerini ortadan kaldırdığı anlamına gelmez. Borçlunun faaliyetleri, kanunun ve mahkeme kararlarının çizdiği sınırlar içerisinde devam eder.
8. Kesin mühletin süresi
Normal durumda kesin mühlet bir yıldır.
Kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi ve güçlük arz eden özel durumların bulunması hâlinde kesin mühlet, komiserin gerekçeli raporu ve talebi üzerine mahkeme tarafından altı aya kadar uzatılabilir.
Böylece kanuni sistemde kesin mühlet bakımından temel süre bir yıl olup, kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde buna ek olarak altı aya kadar uzatma söz konusu olabilir.
Bu nedenle kesin mühletin uzatılması, otomatik olarak gerçekleşen bir işlem olmayıp kanunda öngörülen koşulların somut olay bakımından değerlendirilmesini gerektirir.
9. Geçici mühlet ile kesin mühlet arasındaki temel fark
| Aşama | Mahkemenin temel değerlendirmesi | Sonuç |
|---|---|---|
| Geçici mühlet | Konkordato talebinin incelenmesi ve geçici korumanın sağlanması | Geçici koruma |
| Kesin mühlet duruşması | Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığı | Kesin mühlet veya konkordato talebi hakkında ret kararı |
| Kesin mühlet | Projenin uygulanması, alacakların belirlenmesi ve konkordatonun hazırlanması | Tasdik aşamasına hazırlık |
| Tasdik aşaması | Kanuni tasdik şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği | Konkordatonun tasdiki veya reddi |
Bu nedenle “geçici mühlet kesin mühlete geçti” demek, konkordatonun kabul edildiği veya tasdik edildiği anlamına gelmez.
Bu ifade, mahkemenin mevcut bilgi ve belgeler ışığında, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu kanaatine vararak borçluya daha uzun süreli bir koruma sağladığını ifade eder.
Kesin mühlet aşamasında ise konkordato projesinin uygulanabilirliği daha ayrıntılı biçimde incelenir; alacakların belirlenmesi, alacaklıların projeye ilişkin iradelerinin ortaya konulması ve nihayetinde tasdik koşullarının değerlendirilmesine yönelik süreç devam eder.
Sonuç olarak, geçici mühlet → kesin mühlet → alacaklılar toplantısı ve oylama → tasdik incelemesi şeklindeki süreç birbirinden farklı hukuki aşamalardan oluşmaktadır. Kesin mühlet kararı, konkordatonun nihai olarak kabul edildiğini değil, sürecin bir sonraki aşamaya geçmesine yetecek ölçüde başarı ihtimalinin mevcut görüldüğünü ifade eder.