Makale & Yazı
KÜRSELE TARİHTEKİ EN KÖTÜ KRİZ
KÜRESEL TARİHTEKİ EN KÖTÜ KRİZ
Amerika'nın gayrimenkul fiyatları 2006 yazında zirveye çıktı ve yavaş yavaş gevşemeye başladı.
İrlanda'da dönüm noktası Mart 2007'de geldi.
İspanya'da 2007 yılında inşaat balonu patladı ve inşaat sahaları kapanmaya başladı.
İngiltere'de Ekim 2007'de konut fiyatları düştü.
Kuzey Atlantik ekonomisinin büyük bir bölümü düşüşe geçti. 2007 yazının sonunda, gerçekliğin farklı olduğu anlaşıldı. İpoteğe dayalı menkul kıymetler gerçekten de geniş bir alanda satılmış olmasına rağmen, gölge bankacılık sisteminin en savunmasız düğümlerinde ölümcül risk odakları yoğunlaştı. Kredi veren kuruluşlar birbiri ardına iflas ediyordu. Merrill Lynch, Owint Mortgage, Hong Kong ve Şanghay, Londra, HSBC, İsveç'te bankası UBS ve MBS zarar eden iki büyük fonu kurtarmak zorunda kaldı.
29 Temmuz 2007'de Alman kredi kurumu IKB'yi kurtarmak zorunda kaldı. 8 Ağustos 2007'de Almanya'nın başka bir aşırı genişleyen bölgesel bankası WestLB, bir gayrimenkul fonunda büyük zarar ettiğini ve ödemeleri durdurduğunu açıkladı.
Fransa'da BNP Paribas üç fonunu askıya aldığını açıkladı. 14 Eylül'de İngiltere'nin en büyük ipotekli kredi veren kuruluşu Northern Rock iflas edince, kaygılı mudiler paralarını geri almak için banka şubelerinin dışında kuyruğa girmişlerdi. Trilyon dolarlık küresel fon piyasası kapanıyordu. Northern Rock, İngiltere'nin aşırı genleşen konut balonunun bir ürünüydü.
9 Ağustos'ta Paribas'tan gelen kötü haberler, bankalar arası piyasaların ve varlığa dayalı finansman bonosu (ABCP) piyasasının durmasına yetti. ABCP, gölge bankacılık zincirinde her zaman en zayıf halkaydı. Tam teminatlı kredi olarak repo güvenli sayılıyordu. ABD'nin en büyük bankalarından Bear Stearns zarar açıkladı.
Eylül 2008'in olayları, toptan fon piyasalarında Ağustos 2007'de başlayan çarpıcı daralmayı kriz noktasına getirdi. 2008 yazında ulaştığı yüzde 25'ten yüzde 45'e yükseldi.
Amerika Birleşik Devletleri'nde bankaların, yatırım bankalarının, serbest yatırım fonlarının ve yatırım fonlarının büyük işletmelere verdiği krediler — sendikasyon kredisi denilen — 2007'nin ikinci çeyreğinde 702 milyar dolarken, 2008'in ikinci çeyreğinde 150 milyar dolara düştü. Faiz oranları yüzde 23'e yükseldi.
Manhattan ve Londra'nın ötesinde ekonomik haberler kahrediciydi. ABD kadar Avrupa'da da yatırım, tüketim ve işsizlikte belirleyici kırılmanın işareti 2008 kriziydi. 2007'nin ikinci yarısından itibaren Almanya'da, Fransa'da, İngiltere'de, İsviçre'de ve Benelüks ülkelerinde büyük ve küçük bankalar uğradıkları zararları kabul etmeye başladılar.
Düşen konut fiyatları ve çöken piyasalar kişisel servetleri azalttı. Konut satışları heyelana uğradı. Her ülkede hanehalkı tüketim harcamaları yüzde 10 ile yüzde 70 arasında azaldı. Milyonlarca aile borcunu ödeyemez hâle geldi. Eşik altı krediler yaygınlaştı. 2007-2010 arasında Amerikan hanehalkının ortalama serveti 563.000 dolardan 463.000 dolara düşecekti. Hanehalkı gelirleri yüzde 50 azaldı.
Amerika'nın 2008'deki ekonomik darboğazında, eziyet çeken hanehalkıyla birlikte tüketim de başı çekti. Talep düşünce üretim ve istihdam da azaldı. California'da ev fiyatlarında yüzde 50'lik bir düşüş yaşandı. Otomotiv şirketleri GM ve Chrysler'in iflas edeceği ortaya çıktı. Amerikan otomotiv sanayisi geriledi. Buna bağlı olarak Meksika'nın GSYH'si yüzde 7 düştü. Mayıs 2008 ile Mayıs 2009 arasında petrol dışı ihracatı yüzde 28 azaldı. Otomotiv ihracatı yüzde 50 düştü.
GM'nin küresel rakibi Toyota'ydı. Toyota, 2008'de dünyanın önde gelen araba üreticisi unvanını aldı. Ağır bir bedel ödedi. 2007-2008'de 28 milyar dolar kâr eden Toyota, 2008-2009'da 1,7 milyar dolar zarar etti. Araba stokları arttı. İhracat üçte iki oranında azaldı. Elektronik şirketleri zarar etti. Ocak 2009'da Japonya ekonomisi yüzde 20, ihracatı ise bir önceki yıla göre yüzde 50 daraldı. Daralmanın en büyüğü, Amerika Birleşik Devletleri'ne yapılan ihracattaki düşüşe bağlıydı. Çin, Tayvan, Kore ve Asya'daki diğer komşu ülkeler resesyona girdi.
2008 çöküşünü bu kadar ağır yapan şey, olağanüstü derecede küresel ve eş zamanlı olmasıydı. DTÖ'nün veri topladığı 104 ülkenin her biri, 2008'in ikinci yarısı ile 2009'un ilk yarısı arasında hem ithalatta hem de ihracatta düşüş yaşadı. Her ülke istisnasız gerileme yaşadı.
Suudi Arabistan'da, 2008'in altı ayında petrol fiyatları yüzde 76'dan fazla düştü. GSYH, yüzde 23 bütçe açığı verilerek geriledi.
Küresel bir felaketin ortasında nedensellik okunun nereyi gösterdiği gerçekten önemliydi. Amerikalıların finansal sistemi kurtarmaya öncelik vermeleri gerekiyordu. Devletin tüm kaynakları seferber edilerek toplumun finansal altyapısını, bir sistem patlaması tehdidinden, askeri acil bir duruma benzettikleri bir tehditten kurtarmak istiyorlardı.