Sektörel Analiz
MAKUL GÜVENCE RAPORU- SORUMLULUK
KONKORDATO MAKUL GÜVENCE RAPOR- SORUMLULUK
Gerçeği yansıtmayan mali tablolar esas alınarak olumlu “konkordato makul güvence raporu” düzenlenmişse, raporu hazırlayan bağımsız denetim kuruluşu ve somut olayın özelliklerine göre denetçi açısından ciddi bir sorumluluk gündeme gelebilir.
Ancak sorumluluğun doğması için, yalnızca sonradan mali tabloların yanlış olduğunun ortaya çıkması yeterli değildir; denetçinin mesleki standartlara aykırı davranıp davranmadığı, yanlışlıkları bilip bilmediği veya makul denetim prosedürleriyle tespit etmesi gerekip gerekmediği incelenmelidir.
1. Makul güvence raporunda denetçinin görevi nedir?
Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelik m. 12 uyarınca denetimin amacı, borçlunun konkordato ön projesindeki teklifin gerçekleşeceği konusunda makul güvence verilip verilemeyeceğinin belirlenmesidir. Denetim kapsamında borçlunun malvarlığı belgeleri, alacaklı/alacak listesi, karşılaştırma tablosu ve konkordato ön projesi incelenir.
Daha önemlisi, Yönetmelik m. 13 uyarınca mali tablolar bakımından BDS 805, konkordato ön projesi ve karşılaştırma tablosu bakımından ise GDS 3000 ve GDS 3400 uygulanır.
KGK'nın yayımladığı örnek raporda da denetçinin sorumluluğu açıkça; hata veya hile kaynaklı önemli yanlışlıkların bulunup bulunmadığı konusunda makul güvence elde etmek ve buna göre görüş vermek şeklinde ortaya konulmuştur.
2. Mali tablolar gerçeği yansıtmıyorsa kritik soru
Örneğin;
- stoklar gerçekte mevcut olmadığı halde bilançoda gösterilmişse,
- ticari alacaklar gerçekte tahsil edilemeyecek durumda olduğu halde tahsil edilebilir gösterilmişse,
- şirketin borçları eksik gösterilmişse,
- ilişkili taraflara yapılan para transferleri gizlenmişse,
- şirket aktifleri olduğundan yüksek değerlenmişse,
- banka hesapları veya nakit mevcudu gerçeğe aykırı gösterilmişse,
- sahte veya gerçeğe aykırı faturalarla aktifler artırılmışsa,
- önemli yükümlülükler mali tablolara yansıtılmamışsa,
ve bu yanlışlıklar maddi önem taşıyacak seviyedeyse, denetçinin bunları araştırması ve gerekli denetim kanıtlarını elde etmesi gerekir.
Yönetmelik, bağımsız denetçinin gerekli gördüğü ilave bilgi ve belgeleri istemesine de imkân tanımaktadır. Ayrıca ileriye yönelik finansal bilgilere ilişkin varsayım ve tahminlerin makul olduğuna ilişkin yeterli kanıt elde edilememesi halinde olumlu sonuca varılamayacağını açıkça düzenlemektedir.
3. “Makul güvence” mutlak garanti değildir
Burada önemli bir ayrım var.
Denetçi, “raporda hiçbir yanlışlık olmayacağını garanti eden kişi” değildir. KGK'nın örnek raporunda makul güvencenin yüksek bir güvence seviyesi olduğu, ancak önemli bir yanlışlığın her zaman tespit edileceğini garanti etmediği özellikle belirtilmektedir.
Dolayısıyla:
“Mali tabloda sonradan yanlışlık çıktı = denetçi otomatik olarak sorumludur”
şeklinde bir sonuç doğru olmaz.
Buna karşılık:
“Mali tablodaki yanlışlık önemliydi + denetçinin uygulaması gereken temel denetim prosedürleri yapılmadı + yeterli ve uygun denetim kanıtı olmadan olumlu rapor verildi”
ise denetçinin sorumluluğu bakımından çok daha güçlü bir durum ortaya çıkar.
4. Özellikle hile varsa durum ağırlaşabilir
Gerçeğe aykırı mali tabloların borçlu şirket tarafından bilinçli olarak hazırlanması ile denetçinin bunu bilmesi veya mesleki şüphecilik göstermesine rağmen görmezden gelmesi birbirinden ayrılmalıdır.
Örneğin denetçiye:
- banka kayıtları,
- cari hesap ekstreleri,
- stok sayım sonuçları,
- tapu kayıtları,
- araç kayıtları,
- vergi kayıtları,
- müşteri/tedarikçi mutabakatları
gibi belgeler verilmiş ve bunlar mali tablolarla açıkça çelişiyorsa, buna rağmen denetçi olumlu rapor vermişse, “ben şirketin verdiği bilgilere güvendim” savunması her durumda yeterli olmayabilir.
Çünkü GDS 3000 kapsamında denetçinin mesleki muhakemesini kullanması ve mesleki şüpheciliğini sürdürmesi gerekir.
5. Mahkemenin konkordato kararını etkilemişse zarar bağlantısı önemlidir
Buradaki en önemli hukuki meselelerden biri nedensellik ve zarardır.
Şöyle bir senaryo düşünelim:
Gerçek mali durum:
- Aktif: 20 milyon TL
- Borç: 100 milyon TL
Mali tablolarda gösterilen:
- Aktif: 70 milyon TL
- Borç: 100 milyon TL
Bu tablolar esas alınarak makul güvence raporu olumlu düzenleniyor ve mahkeme konkordatonun devamına karar veriyor.
Sonrasında gerçekte aktiflerin 20 milyon TL olduğu ortaya çıkıyor.
Bu durumda araştırılması gereken hususlar şunlardır:
- Yanlışlık ne zaman ortaya çıktı?
- Yanlışlık makul güvence denetiminin kapsamına giriyor muydu?
- Denetçi bunu tespit edebilecek denetim prosedürlerini uyguladı mı?
- Denetçinin elinde yeterli ve uygun denetim kanıtı var mıydı?
- Yanlışlık “önemli yanlışlık” niteliğinde miydi?
- Yanlış mali tablo nedeniyle olumlu rapor verilmesi konkordato mahkemesinin değerlendirmesini etkiledi mi?
- Alacaklıların uğradığı zarar ile bu rapor arasında illiyet bağı var mı?
Bu soruların cevapları olumlu yönde ise denetçinin hukuki sorumluluğu ciddi şekilde gündeme gelir.
6. Denetçinin rapor sorumluluğu ayrıca düzenlenmiş
Yönetmelik m. 16 oldukça önemli. Makul güvence raporu, denetim kanıtlarının TDS çerçevesinde değerlendirilmesi sonucunda oluşturulan denetçi görüşünü içeren ve raporu imzalayan bağımsız denetim kuruluşunun sorumluluğunu üstlendiği belge olarak düzenlenmiştir.
Dolayısıyla raporun altında imzası bulunan denetim kuruluşunun sorumluluğu, sıradan bir muhasebe hizmetinden farklıdır.
Ayrıca KGK'nın 2025 tarihli duyurusunda da makul güvence raporlarının yalnızca borçlunun geleceğini değil, alacaklıların haklarını ve çalışanlar ile tedarik zincirini de etkileyebilecek nitelikte olduğu vurgulanmıştır.
7. Sorumluluk hangi alanlarda ortaya çıkabilir?
Somut olayın özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirilmek üzere:
Sorumluluk | Değerlendirme |
|---|---|
| Mesleki/denetim sorumluluğu | TDS, BDS 805, GDS 3000/GDS 3400 ve KGK düzenlemelerine aykırılık varsa |
| Hukuki/tazminat sorumluluğu | Alacaklının uğradığı zarar ile kusurlu denetim arasında illiyet bağı kurulabiliyorsa |
| Disiplin/idarî sonuçlar | KGK mevzuatına ve bağımsız denetim kurallarına aykırılık varsa |
| Cezaî sorumluluk | Bilerek gerçeğe aykırı rapor düzenleme veya hileye iştirak gibi ayrıca kanıtlanması gereken durumlarda |
| Borçlu şirket yönünden sorumluluk | Gerçeğe aykırı mali tabloların hazırlanması ve mahkemeye sunulması nedeniyle ayrıca incelenir |
Ceza sorumluluğu bakımından ise özellikle dikkatli olmak gerekir: Denetçinin yalnızca hatalı bir denetim yapması ile kasten gerçeğe aykırı rapor düzenlemesi aynı şey değildir. Cezaî değerlendirme için somut olay, kast, bilgi düzeyi, yapılan işlemler ve ilgili suçun unsurları ayrıca incelenmelidir.
Sonuç olarak: Ülkemizde enflasyon ve kur baskısı, krediye ulaşmanın güçlüğü, faiz oranının yüksekliği, hane halkı tüketim harcamalarının azalması, işletmeler için öngörülemeyen maliyet artışları, rekabet, paranın zaman değerinin işletme tarafından kullanılamaması, fırsat maliyetinin yoksunluğu, dünya üzerindeki savaşlar ülkemizde mikro ve makro ölçekli firmaları borçlarını ödeyebilmek için ya yeniden yapılandırma, yada İİK 285-309 arası hükümlere göre Konkordato koruma kararı almaya yöneltmektedir. Konkordato başvurusuna eklenmesi zorunlu belgelerden Makul Güvence Raporu düzenlenmesi yetki almış denetim firmaları tarafından hazırlanmaktadır, denetim firmaları konkordatoya ihtiyacı olan firma sayısı arttıkça fiyat ve rapor özeni konusunda akıl almaz bir yöntemle hizmet vermektedirler, 1 yıl önce 300 bin mertebesinde ücret alınan raporlar bugun 3 milyon – 4 milyon mertebesine yükselmiştir. Gerçek konkordatoya ihtiyacı olan firmalar bu maliyetleri karşılayamaz olduğundan tasfiye-iflas yolu açılmıştır, Her dönemde olduğu gibi durumdan menfaat düzeni ön planda olmaya devam etmektedir.
Bakış açımız değişmedikçe hiçbir değişmez sadece yer değiştirir.